Nicolaus Steno, Nicolaus Steno Kimdir ?

Nicolas Steno (11 Ocak 1638 – 25 Kasım 1686) (Danca: Niels Stensen, Latince yazılı kitaplarda Nicolaus Steno), anatomi ve jeoloji dalında Danimarkalı öncü bir bilim adamı. Hali hazırda 1659 yılında, sadece bir kitapta yazdığı için bilgileri kabul etmemeye, bunun yerine kendi kendine araştırıp açıklığa kavuşturmaya karar verdi. Steno, jeoloji ve stratigrafinin babası olarak kabul edilir

 

nicolaus steno

nicolaus steno

Nicolas Steno, Jülyen takvimine göre Yeni Yıl Günü’nde, Danimarka Kralı Christian IV için düzenli olarak çalışan Lutheran bir kuyumcunun oğlu olarak Kopenhag’da doğmuştur. Stensen, bilinmeyen bir hastalık yüzünden çocukluğunda yalnız olarak büyüdü. Annesinin başka bir kuyumcu ile yeniden evlenmesinin ardından, 1644 yılında babası vefat etti. 1654-1655 yılları arasında, onunla aynı okulu ziyaret eden 240 öğrenci, bu dönemde salgın gösteren büyük vebahastalığı yüzünden öldü. Steno’nun yaşadığı evin sokağının hemen karşısında, 1671 yılında ona Kopenhag’da profesörlük önerisi yapacak olan Peder Schumacher yaşıyordu. Steno, üniversite eğitimini tamamladıktan sonra, aslında hayatının geri kalan kısmına kadar sürecek olan bir Avrupa yolculuğuna çıkar. Bu yolculukta Steno, Hollanda, Fransa, İtalya ve Almanya’da önde gelen hekim ve bilim adamları ile temaslarda bulundu. Steno’nun bunlardan etkilenmesi, önemli bilimsel keşifler yapmak için onun kendi gözlem gücünü kullanmasına yol açtı. Bilimsel soruların genellikle yerleşmiş ve katı otoritelerce cevaplanmaya çalıştığı bir dönemde Steno, yaptığı gözlemler her ne kadar geleneksel doktrinlerden farklı olsa bile, kendi gözlerine güvenecek kadar cesurdu.

Thomas Bartholin’in çağrısına uyan Steno, önce Rostock’a, sonra da Gerard Blasius’dan anatomi eğitimi aldığı Amsterdam’a giderek lenfatik sisteme tekrar odaklandı. Steno, koyun, köpek ve tavşan kafalarında, daha önce de tanımlanmış olan “duktus stenonianus” (parotis tükürük bezi kanalı) isimli bir yapıyı keşfetti. Bu keşfin kime mal edileceğine dair Blasius ile bir anlaşmızlık olsa da Steno’nun ismi bu yapıyla ilişkilidir.[3]

Bir kaç ay içinde Steno, Oca Swammerdam, Frederik Ruysch, Reinier de Graaf gibi öğrencilerle, bunun yanında ünlü bir profesör olan Franciscus de le Boe Sylvius ve Baruch Spinoza ile buluşmak üzere Leiden kentine gitti.[4] Ayrıca bu dönemde René Descartes de beyin çalışmaları üzerine araştırmalar yazıyor ve Steno, Descartes’in gözyaşının kökenine dair yaptığı açıklamaların doğru olmadığı kanısındaydı. Steno, kalp üzerine eğitim almıştı ve kalbin sıradan bir kas olduğunu belirlemişti.

Steno daha sonra Fransa’ya Saumur kentine gitti ve burada Melchisédech Thévenot ve Ole Borch ile bir araya geldi. Steno, buradan da Montpellier’e geçerek onun çalışmalarını ünlü bir İngiliz bilim topluluğu olan Royal Society’e tanıtan Martin Lister ve William Croone ile buluştu. Steno, İtalya’nın Pisa kentine giderek orada sanat ve bilimi destekleyen Toskana Grandük’ü Ferdinando II de’ Medici ile bir araya geldi. Floransa’nın Vecchio Sarayı’nda (Palazzo Vecchio) kalması için teklif alan Steno, bunun karşılığında ondan doğa bilimleri hakkında Rönesans devrine ait birçok paha biçilmez eserlerin barındığı Harikalar Kabinesi’ne (Cabinet of curiosities) çeki düzen vermesi istenildi. Steno, önce Roma’ya gitti ve burada dönemin papası olan Alexander VII ve İtalyan bir hekim olan Marcello Malpighi ile buluştu. Bir hastanede anotomi uzmanı olarak görev alan Steno burada kas sistemi ve kas kasılmasının doğası üzerine çalışmalara odaklandı. Ayrıca Floransa Deney Akademisi’nin (Accademia del Cimento) bir üyesi oldu. Vincenzio Viviani gibi Steno da kasların kasılırken şekil değiştirdiğini ama hacimlerinin sabit kaldığını göstermek için geometriden yararlandı.

 

 

 

Ekim 1666′da, iki balıkçı Livorno kenti açıklarında büyük bir dişi köpekbalığı yakalarlar ve bunun haberini alan Toskana grandükü Ferdinando II de’Medici yakalanan hayret verici bu köpek balığının incelenmesi için kafa kısmının Steno’ya getirilmesini emreder. Steno parçalara ayırdığı kadavrayı dikkatle inceleyerek buna dair elde ettiği bulguları 1667 yılında yayınlar. Steno, köpekbalığı dişlerinin, kaya oluşumları içinde gömülü bulunan ve kendi çağdaşlarının dile benzedikleri için glossopetrae yani “konuşan taşlar” olarak adlandırdığını belirli taş nesnelerle şaşırtıcı derecede büyük benzerlikler taşıdığını fark etti. Romalı yazar Plinius gibi bazı antik dönem yazarlar, örneğin onun “Doğa Tarihi” (Latince: Naturalis Historia) isimli eserinde, bu taşların gökten ya da Ay’dan düştüklerini öne sürmüştür. Bu antik dönem yazarların fikirlerini takip eden diğerleri de, bu fosillerin taş ve kayalar içinde kendiliğinden doğal olarak büyüdükleri görüşündeydiler. Örneğin Steno’nun çağdaşlarından biri olan Athanasius Kircher, [[Aristotelesçilik |Aristotelesçi]] bir yaklaşımla, bahsi geçen fosillerin “tüm geokozmik vücudun (vahdeti vücut) taşa çevrilmiş bir fazileti” olarak tanımlamış ve yeryüzünün doğal bir özelliği olarak kabul etmiştir. Ancak Fabio Colonna, 1616 yılında yayınlanan De glossopetris dissertatio isimli ahitnamesinde zaten konuşan taşların, glossopetrae’nın köpekbalığı dişleri olduğunu inandırıcı bir şekilde göstermişti.[5][6] Steno, Colonno’nun teorisine ek olarak glossopetrae ile yaşayan köpekbalıklarının dişleri arasında kompozisyon farklılıkları olduğuna dair yeni bir tartışma konusu ekledi. Steno, bu dönemdeki nesnecik kuramını kullanarak, fosillerin şekil değiştirmeseler bile, sahip oldukları ilk kimyasal bileşimlerin zaman içinde değişebileceğini öne sürdü.

Steno’nun köpekbalığı dişleri üzerindeki çalışması onu, böyle bir kaya veya kaya katmanı gibi herhangi bir katı nesnenin başka bir katı nesnenin içinde nasıl gelmiş olabileceği sorusuna yöneltti. Steno’nun ilgisini çeken sadece “katı nesne içindeki katı organ parçaları” değildi. Aynı zamanda, bizim bugün tanımladığımız gibi mineraller, kristaller, kireç oluşumları, kireç kabukları, kaya ve taş damarlar gibi tüm kaya katmanları ve tabakaları da ilgilendiriyordu. Steno, buna dair yaptığı jeolojik çalışmaları 1669 yılında, “De solido intra solidum naturaliter contento dissertationis prodromus” veya “Katı Bir Nesne İçinde Doğal Olarak Kaplanmış Bululan Katı Bir Vücut Hakkındaki Teze Dair Bir Ön Söylem” isimli bir kitabında yayınladı. Steno fosillerin, yaşayan organizmalar olduğunu belirten ilk kişi değildi; nitekim çağdaşları Robert Hooke ve John Ray de fosillerin, bir zamanlar yaşayan organizmaların kalıntıları olduğunu savunmuştur.

 

) Üst üste bulunma prensibi/süperpozisyon prensibi (principle of superposition)
Ardışık taşkınlar önceki çökellerin üzerine gelen ya da depolanan yeni çökel tabakalarını oluşturur. Bu çökel tabakaları taşlaşarak çökel kayaç haline gelir. Bu yüzden bozulmamış bir çökel kayaç tabakası diziliminde en yaşlı tabaka altta ve en genç tabaka üsttedir. Bu üst üste bulunma ilkesi katmanların ve içerdikleri fosillerin göreceli yaşlarının belirlenmesi için temeldir.
2) Orijinal yataylık prensibi (principle of original horizantality)
Steno aynı zamanda çökel tanelerinin yerçekimi etkisi altında suda çökeldiğinden ötürü sedimanın başlangıçta orijinal yataylılık ilkesini gösterir şekilde temelde yatay tabakalar olarak depolandığını gözlemiştir. Bu yüzden yataydan eğimlenen çökel kayaç tabaka istifi depolanma ve katılaşma sonrasında eğimlenmiş olmalıdır
3) Yanal devamlılık prensibi (principle of lateral continuity)
Steno’nun üçüncü ilkesi olan yanal devamlılık ilkesi, çökellerin depolanma havzasının kenarında incelenene, sıkışana ya da sönümlenene kadar tüm yönlerde yanal olarak yayıldığını belirtir. Sedimanter birimler depolandıkları ortama bağlı olarak uzun mesafelerde devamlılıklarını korurlar.[8]

Bu ilkeler, Jean-Baptiste L. Roma de l’Isle tarafından 1772 yılında uygulanarak geliştirildi. Steno’nun, farklı dönemlerdeki farklı canlıların fosil kayıtlarında kronolojik bir sıralama olduğuna ve tabaka istifinin altındaki fosillerin tabakanın üstündekilerden daha yaşlı olduğuna hüküm verdiği Landmark Teorisi, Darwin’in doğal seçilim yoluyla evrim teorisinin oluşmasında başlıca bir şart oluşturdu.

Steno’nun “Sabit Açılar Konumu Yasası” veya basitçe “Steno Yasası” olarak bilinen öne sürdüğü başka bir ilkesinde, kristal yüzlerinde mevcut olan açıların aynı kristal türlerinde aynı örnekler oluşturduğunu belirtmesi jeoloji biliminde temel bir atılım gelişmesi olmuş ve kristal yapısına dair sonra gelecek olan tüm araştırma ve çalışmaların temel kaynağını teşkil etmiştir

 

Kaynak:Wiki

Bebeğinize Ahşap Oyuncak Alırken Dikkat

kid_car_kids_car_child_car_children[1]

Türkiye’deki 500 milyon dolarlık oyuncak piyasasının yaklaşık 80 milyon dolarını ahşap oyuncaklar oluşturuyor.

 

 

‘Hediyelik’ diye ithal edilen ahşap oyuncak zehir saçıyor
Türkiye’deki 500 milyon dolarlık oyuncak piyasasının yaklaşık 80 milyon dolarını ahşap oyuncaklar oluşturuyor.

Ebeveynler, ahşabı daha sağlıklı olduğunu düşünerek satın alıyor ancak yasadaki boşluktan yararlanan firmalar, oyuncakları ‘hediyelik eşya’ diye ithal ederek denetimden kaçırıyor. Ağaç yerine ‘kontrplak’tan imal edilen ürünler, düşük boya kalitesi ve içerdiği kanserojen maddelerle çocuk sağlığını tehdit ediyor. Gümrükten ‘hediyelik eşya’ sınıfında ülkeye getirtilen ahşap oyuncaklar, ürün güvenliği testine tabi tutulmadan piyasaya sürülüyor. Güvenlik testi, numune alınarak Ankara Hıfzıssıhha Oyuncak Laboratuvarı’nda incelenen oyuncağın ne kadar sağlıklı olduğunu belirliyor. Eğer ürünün içeriğinde tehlike oluşturabilecek madde yoksa piyasaya sürülmesine izin veriliyor. İçeriğinde zararlı madde tespit edilen ürünler ise ithal edildiği ülkeye geri gönderiliyor. Testlerde, oyuncak numunelerinin kanserojen madde içerip içermediğine ve boya kalitesi gibi özelliklere bakılıyor. Ancak hediyelik eşyalarda bu ürünler, herhangi bir teste tabi tutulmuyor.

Özellikle Uzakdoğu’dan getirtilen çoğu oyuncağın ahşap bile sayılamayacağını belirten Neva Toys Genel Müdürü Ayhan Eren, şunlara dikkat çekiyor: “Birçoğu ağaç bile sayılamayacak ‘kontrplak’tan yapılan hediyelik eşya ürünleri. Bunlar, ağaç artığı olarak bilenen talaşın sıkıştırılmasıyla elde ediliyor. Anne-babalar, oyuncak alırken kullanılan ağacın ne olduğuna bakmalı, özellikle kayın ise tercih etmeli.” Gümrük Müdürlüğü yetkilileri ise firmalara yasal yaptırım uygulayamadıklarını kaydediyor. KAZIM PIYNAR İSTANBUL

 

Kaynak:Zaman

Yavuz selim hastanesi

 

 

 

 

 

İlk olarak Hastanemiz yanında bulunan poliklinik binamız 1966 yılında Dispanser olarak hizmete girmiştir. Daha sonra yanına ilave bina inşa edilerek 30 yataklı hastaneye çevrilmiş; kısa sonra ise hastane tekrar Dispansere çevrilerek 4 katlı bir bina daha inşa edilmiştir. Böylece 2142 m² alan üzerinde üç bina olarak Dispanser hizmeti vermeye devam etmiştir. Hastane ana binamız, 1980 yılı Haziran ayında SSK İstanbul Meslek Hastalıkları ve Fizik Tedavi Rehabilitasyon Merkezi olarak hizmete girmiş; uzun yıllar bu şekilde sigortalılara hizmet vermiştir.

Bostancı– Gebze arasında sanayileşmenin artması, nüfus yoğunluğu ile sigortalıların artmasına neden olmuş; bu bölgedeki sigortalılara günlük poliklinik hizmetlerini yürütmekte olan Dispanser yetersiz kalmıştır. İstanbul’da yeni yataklı sağlık tesisi açılmaması nedeniyle hizmet hastanesi gereksinimi oluşmuştur. Bu gerekçelerle mevcut Dispanserle birlikte Meslek Hastalıkları Hastanesi olarak kullanılan ana binamız birleştirilerek; 1991 yılında SSK Kartal Hastanesi adı altında genel hizmet hastanesi statüsünde hizmet vermeye başlamıştır. Meslek Hastalıkları Hastanesi Süreyyapaşa’da yapılan yeni binaya taşınmış ve hizmetine halen devam etmektedir.

Hastanemiz ana binası, 1993 -1994 yılları arasında geniş bir onarım ve tadilat geçirmiş ve üç bina ile Sağlık Bakanlığı’na devir zamanına kadar SSK Kartal Hastanesi olarak hizmet vermiştir.

Hastanemiz bünyesinde hizmet veren Doğumhane ve Kadın Doğum Servisi ile Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Cerrahi servislerimiz Temmuz 2004 tarihinde Yakacık Devlet Demiryolları Hastanesi binasına taşınmıştır. Hastanemizde tekrar 2005 yılında Kadın Hastalıkları Polikliniği açılmıştır.

Sağlık Bakanlığı’na devir ile Kartal Devlet Hastanesi ismi ile hizmete devam eden hastanemiz, Haziran 2005’te İstanbul Kartal Yavuz Selim Devlet Hastanesi ismini almıştır.

26 Haziran 2006 yılında Taşocakları Mevkii’nde Poliklinik binamız hizmete girmiştir. Poliklinik binamız tamamen vatandaş yardımlarıyla yapılmıştır. Poliklinik binamız hastalarımıza daha iyi hizmet verme amacının yanı sıra; Acil durumlarda Acil Hastanesine dönüştürülmek üzere planlanmış ve her düzenleme yapılmıştır. Acil durumlarda 105 yatak kapasiteli Acil Hastanesine dönüştürülebilecek durumda yapılandırılan Poliklinik binamız 4 ameliyathane ve helikopter pistine de sahiptir.

18 Ağustos 2006 tarihinde ise Büyükada Hüseyin Kural Devlet Hastanesi hastanemiz bünyesine ek hizmet binası olarak bağlanmıştır.

 

Doktorlar

 


Dr.Noyan COŞKUN
(Beyin Cerrahi)

Dr.Cem ORHON
(Beyin Cerrahi)

Dr.Mete GÖKÇEN
(Beyin Cerrahi)

Dr.Eznik MENEŞYAN
(Cildiye)

Dr.Fatma BERAZİOĞLU
(Cildiye)

Dr.Semih GÜDER
(Cildiye)

Dr.Emine ATAĞ
(Çocuk Hastalıkları)

Dr.Gamze ÖZSOY
(Çocuk Hastalıkları)

Dr.İlknur CANKURT
(Çocuk Hastalıkları )

Dr.Ahmet Remzi ÇETİNKAYA
(Çocuk Hastalıkları)

Dr.Yurdun GENÇELLİ
(Çocuk Hastalıkları)

Dr.Cihan AVAROĞLU
(Çocuk Hastalıkları)

Dr.İsmail Hakkı YAVUZ
(Dahiliye)

Dr.Hasan KARABULUT
(Dahiliye)

Dr.Sebahattin ÇAKIR
(Dahiliye)

Dr.Esen KÜÇÜK
(Dahiliye )

Dr.Ertuğrul AYDIN
(Dahiliye)

Dr.Mahmut RAMİZ

 


Dt.Gülten AKGÜN
(Diş)

Dt.Arife KILIÇ
(Diş)

Dt.Aslıhan TOKER
(Diş)

Dt.Erdinç ACIR
(Diş)

Dt.Mücella LERMİ
(Diş)

Dt.Neşe USTA
(Diş)

Dt.Seraceddin CENK
(Diş)

Dt.Buket SİVRİKAYA
(Diş)

Dt.Esra ARTUT
(Diş)

Dt.Nigar KALEMOĞLU
(Diş)

Dt.Göker ŞAHİNBAŞ
(Diş)

Dt.Gülşen ESMER
(Diş)

Dt.Meral Deniz KARABULUT
(Diş)
Dr.Rıdvan BİLGİN
(Göğüs Hastalıkları)

Dr.Sedat SİVASLIOĞLU
(Göğüs Hastalıkları)

Dr.Ömer ALTUNTAŞ
(Göğüs Hastalıkları)

Dr.Mustafa YÜZBAŞIOĞLU
(Göz Hastalıkları)

Dr.Osman ŞALKACI
(Göz Hastalıkları)

Dr.Ahmet Hamdi DİNÇ
(Göz Hastalıkları)

Dr.Ayşin Tuba KAPLAN
(Göz Hastalıkları)


Dr.Tahir CEYLAN
(İntaniye)
Dr.Cahide SAÇLIGİL
(İntaniye)


Dr.Hulusi LEVENT
(Kadın Hast. ve Doğum)

Dr.Seval YILDIRIR
(Kadın Hast. ve Doğum)

Dr.Servet SEPKİN
(Kadın Hast. ve Doğum)

Dr.Fatma ŞENTÜRK YAZICI
(Kadın Hast. ve Doğum)

Dr.Abdülkadir SAĞKOL
(Kadın Hast. ve Doğum)


Dr.Birol TUNALI
(Kalp Damar Cerrahi)
Dr.Fatih İDİZ
(Kalp Damar Cerrahi)

 


Dr.Ahmet EKMEKÇİ
(Kardiyoloji)

Dr.Tahir BEZGİN
(Kardiyoloji)

Dr.Yiğit ÇANGA
(Kardiyoloji)

Dr.Özer OCAKLI
(Kulak Burun Boğaz)

Dr.Sema SERİM
(Kulak Burun Boğaz)

Dr.Ertuğ KORUYUCU
(Kulak Burun Boğaz)

Dr.Erdem MENGİ
(Kulak Burun Boğaz)

Dr.Ömer Çağatay ERTUGAY

Dr.İzzet DEMİRCİ
(Nöroloji)

Dr.İsmail TUZLU
(Nöroloji)

Dr.Ali Cihat YAKUT
(Nöroloji)

Dr.Abdülbaki BAŞ
(Ortopedi)

Dr.Güngör DIMIŞKI
(Ortopedi)

Dr.Anday TATAR
(Ortopedi)

Dr.Mehmet Ali ELGİN
(Ortopedi)

Dr.Mehmet Kuddusi POLAT
(Ortopedi)

Dr.Meriç UĞURLAR
(Ortopedi)

Dr.Selçuk ŞEN
(Ortopedi)

Dr.Turan ULKAT
(Ortopedi)

Dr.Rıza Emrah DEMİRBAŞ
(Ortopedi)

Dr.Alican ARICAN
(Üroloji)

Dr.Atıf KARAKAYA
(Üroloji)

Dr.Deniz ERSİN
(Üroloji)

Dr.Hatay DUMLUPINAR
(Üroloji)

Dr.Mehmet Kırdar SARUHANLIOĞLU
(Üroloji)

Dr.Kamil ALPAY
(Üroloji)

Dr.Namık Kemal ÖZALP
(Üroloji)

Dr.Turgay ÖZTÜRKMEN
(Üroloji)

Dr.Gürsel GÖKSU
(Üroloji)
KARTAL YAVUZ SELİM DEVLET HASTANESİ
Telefon : 0216 586 33 33 (7 Hat)
Fax : 0216 389 31 71
E-mail : istanbuldhs11@saglik.gov.tr
Adres : İstasyon cad. Doğan sok. No:13 Kartal/İSTANBUL

Kroki İçin Tıklayınız

KARTAL YAVUZ SELİM DEVLET HASTANESİ POLİKLİNİKLER
 
Telefon : 0216 473 88 18
Fax : 0216 473 88 06
E-mail : istanbuldhs11@saglik.gov.tr
Adres : Taşocakları Mevkii Esentepe mah. Muallim Sedat Bey sok. No:5 Kartal/İSTANBUL

Kroki İçin Tıklayınız

Web adresi:http://www.yavuzselimhastanesi.gov.tr/

Kanuni Sultan Süleyman Eğitim Araştırma Hastanesi

Bakırköy yenimahalle hastanesi halkalıya taşındı.

 

buraya ulaşımı 98i ve 89i otobüslerini kullanarak sağlayabilirsiniz.. Otobüslerin son durağı hastanenin önü bu yüzden ulaşım rahat.

 

Hastanemizden online randevu almak için tıklayınız.

Laboratuvar sonuçları için tıklayınız.

Kroki için tıklayınız.

Tel:0212 404 1500

ADRESİ: TURGUT ÖZAL CAD. NO:1

HALKALI/KÜÇÜKÇEKMECE

 

TELEFONLA RANDEVU

0 212 543 41 10 numaralı telefonu arayınız.

Muayene olmak istediğiniz polikliniği tuşlayınız.

Kabul ettiğinize dair telefonun 1 tuşuna basarak bekleyiniz.

Karşı taraf telefonu kapatmadan siz de kapatmayınız.

Randevu işlemleri sabah 00:00′den itibaren başlamaktadır.

Yoğunluğun fazla olduğu birimlerde randevuler 15-20 dk içinde dolmaktadır.

Rixos Lares

hotel-rixos-lares-7371-1[1]

Otelde 5 gün 2 aile konakladık

Kişisel değerlendirmelerimiz

 

Otelin konumu oldukça güzel lara aksu bölgesinde Titanic otelin yan tarafında

Plajı kum ve mavi bayraklı sığdan derine giden bir yapısı var.

Yemekler için söylenebilecek tek şey mükemmel !

Çalışanlar saygılı masaya ve havuz başına içecek servisi var.

Odalar yeterli ve temiz.

Odada her gün soft içecekler ücretsiz yenileniyor.

Havuzun her yeri 1,40 çok kullanışlı olmasada idare eder seviyede. Havuzun bakıma ihtiyacı olduğu gözleniyor.

Plajda çok kullanışlı bir barı var. Tüm içecekler kaliteli çeşit bol.

Gündüz animasyonu insanları zorla aktiviteye çağıran kişilerden oluşmuyor sakin davranıyorlar isteyen katılıyor.

Gece showları genelde dışarıdan gelen profesyonel gruplar tarafından yapılıyor memnun kaldık. Gece showundan sonra plajda bir etklinlik oluyor dj show,canlı muzik gibi

Alacart kişi başı 10 euro yani ücretsiz değil ultra herşey dahil gelip hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz bir kez bile ücretsiz yararlanma hakkınız yok.

Otelin telefonu:0242 352 00 11

Adresi:Lara turizm merkezi 07230 lara

 

Otel için 10 üzerinden puan vermek gerekirse 9 puanı hak ediyor.

Otelle ilgili sorularınız olursa yorum yazın yanıtlayabilirim.

 

 

Bigtrade.org

Bigtrade.org/news

Emzirme önlüğü

1184427397[1]

Sevibebe anne emzierme örtüsü

Ürüne aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.sevilbebe.com/index.php?page=urun-detay&urun=146

Bübchen ürünleri

bübchen

Bübchen ile şu ana kadar birçok bebek büyüdü
Her ne kadar Bübchen, Alete Nestlé ve Nestlé Beba ile karşılaştırıldığında daha genç bir kuruluş olsa da, heyecanlı ve hareketli bir geçmişe şöyle bir göz atalım.

İşte bugünün markası Bübchen’e giden yolda en önemli etaplardan bazıları.

1940

Genç Ewald Hermes kısa sure once baba olmustur. Birçok bebek gibi onun küçük oğlunun da gazı vardı. Eczacı olarak doğanın iyileştirme gücü konusunda bilgi sahibi olduğundan, “oğlu = Bübchen” için rezene, anason, kişniş ve meyankökünden oluşan bir sakinleştirici çay karışımı hazırlar. Cay işe yaramıştır – bu sekilde Ewald Hermes kendi eczanesinde urunu satışa sunar. Basarısı kulaktan kulaga duyulur, günden güne daha fazla anne yatıştırıcı Bübchen-Tee (oğluşun çayı) talep eder.

1947

Ewald Hermes savaş sonrası kendi formulu olan Bübchen Beruhigungstee (oğluşun sakinleştirici çayı) imalatına tekrardan başlar. Bunun yanında bebek bakım ürünleri de gelistirir, ve bunları güzellik ürünleri satan dükkan ve eczaneler aracılığıyla satışa sunar. Sirketini Bübchen Werk Ewald Hermes Pharmazeutische Fabrik GmbH (Bübchen Werk Ewald Hermes ilaç fabrikası Ltd Sti) olarak adlandırır ki bugun Bubchen firmasının ismi aynı sekilde devam etmektedir.

1967

Bübchen’in ferahlatıcı bebek bakım ürünlerine talep sürekli ve öyle çoğalmıştır ki, Delecke’deki imalat yeri çok dar gelmeye başlamıştır ve Soest’te yeni yapılmış fabrikasyon ve yönetim binalarına taşınmak kaçınılmaz olmuştur. Ancak şirket kurucusu Ewald Hermes bunu göremeyecek kadar genc bir yasta trafik kazasına kurban gider. Aile şirketi, bebek bakımına yönelik imalat programının genişletilmesine oncu olan esi tarafından yonetilmege baslar.

1983

Bübchen’in başarı konsepti devam ettirilir. Bübchen 1983’ten bu yana Nestlé Deutschland AG’ye aittir. Bununla birlikte Bübchen çizgisine sadık kalır ve hassas bebek cildinin gereksinmelerine uygun ürünler imal etmeye devam eder.

1999

Kasım 1999’da Bübchen Shampoo & Shower Apricot ürünü ile çocuklar için yeni bir bakım serisine başlar. Bununla birlikte değerli içerik maddeleri ve “eğlence” birbirine bağlanır – meyvemsi taze kokuları ile küçüklere saç yıkama, duş yapma ve kremlenme bir o kadar daha eğlenceli gelir. Tabii ki ebeveynler de doğal içerik maddeleriyle, çocuklarının cildinin ve saçlarının yumuşakça temizlendiğinden, bakımının yapıldığından emin olabilirler.

2001

Yıllık yaklaşık 40 milyon tek paket işletmeden çıkış yapıyor. Ürün yelpazesi hem Alman piyasası ürünlerini hem de ihracata yönelik ürünleri kapsamakta. Bübchen ürünleri butun dunyada birçok anne tarafından takdir edilmekte, guvenle kullanılmakta.

2004

Kasım 2004’ten bu yana Bübchen yeni görünümüyle piyasadadır. Logo üzerinde çalışılmış ve bütün ürünler yeniden tasarlanmıştır. Tabii ki her zamanki gibi ilk bakışta tanınacak şekilde.

2005

Yalnızca hassas bebek cildinin yumuşak ve doğal bakıma ihtiyacı yoktur. Henüz hamilelik esnasında dahi genç annenin cildi aşırı bir yıpranmaya maruz kalmaktadır. 2005’ten bu yana Bübchen’de hamilelik ve emzirme döneminde yıpranmaya maruz kalan cilt için özel bir bakım serisi mevcuttur. Yaban gülü yağı ve birçok başka doğal etken madde cildin doğal elastikiyetini destekler ve cildi kurumaya karşı korur.

2006

Ve Bübchen genç kızlar arasında da çok sevildiği için, şakayıkın büyüleyici kokusuyla Prinzessin Rosalea (Prenses Rosalea) – genç kızlar için yeni bir ürün çizgisiyle Kasım 2006’dan bu yana piyasadadır.

2008

Babys first BÜBCHEN’in yeni doğanın hassas cildinin özel ihtiyaçları konusunda uzmanlaşmış yeni ürün serisidir ve bir ilktir. Babys first , bütün yenidoğanlar ve bebekler için saf ve hassas bakımında baştan itibaren en uygun güvenliği sunar.

2010

Nil AS Bubchen’in Turkiye Distributor’u olur. Bu tarihten itibaren tum dunyanın guvenle kullandıgı Bubchen urunleri Nil AS’nin musteri memnuniyeti misyonu ile Turk ailelerine ulastırılmakta.

 

Bebek Çocuk Şampuanı(Klasik)
-Papatya ve ıhlamur çiçeği özlü bir şampuandır.
-Boya maddesi içermez.
-Ciltte alerji yapmayan doğal parfüm içerir.Sabun maddesi içermediği için fazla köpürmeyen, doğal temizlik sağlayan,bitki özlü yumuşak yıkama.
hammaddeli  bir şampuandır.
-Saçın kolay şekil almasını sağlayan papatya ve ıhlamur özleri saça ipeksi parlaklık verir,hassas baş derisinin kurumasını ve tahrişleri önler.
-Göz yakmaz.
-Cildin pH dengesi ile uyumludur.En üst düzeyde cilt
koruma özelliğine sahiptir.
Kullanılışı:Saç ıslatılır,bir miktar şampuanla saça friksiyon yapılır ve durulanır.

Pişik Kremi (Önleyici)
-Papatyanın doğal etken maddeleri allantoin, panthenol ve E Vitamini içerir.
-D vitamini bakımından oldukça zengin Gadi Lecur Oil (Lebetran, Balık yağı) içerir.
-Cilt tahrişlerini ve pişiklerini önler,cildin hızla yenilenmesini sağlar.
-Aynı zamanda kanamasız yara-bere ve yanıklarda etkin cilt tazeleme özelliğine sahiptir.Güneş yanıklarında da antiseptik solüsyon üzerine uygulanması ile rejenerasyona gidilir.

Yetişkinler için: Cilt tahrişlerinde,yanıklarda,kurumuş veya hassas ciltlerin bakımında güvenle kullanılır.
 

 

Bebek Yağı
Optimal cilt uyumu, aktif doğal içeriği ile
-Değerli Kalendula Ekstresi içerir.
-Ayçiçek yağı, badem yağı jojoba yağı ve E vitamini içerir.
-Parafinsizdir.
-Boya maddesi içermez.
-Koruyucu madde içermez.
Bubchen Bebek Yağı değerli Kalendula Ekstresi ile yumuşak, her bez değişiminde temizlik ve bakım için dermatolojik olarak en uyumlu yağdır.
Masaj için,tüm vücudu nemlendirmek ve bakım için yetişkinlerde de idealdir

 

Kaynak:www.bubchen.com.tr

 

Zehirlenmerlerde İlk Yardım

ULUSAL ZEHİR DANIŞMA MERKEZİ  UZEM 114

 

Zehirlenme Nedir?

Herhangi bir kimyasal, organik veya fiziksel madde vücuda girdikten sonra özelliğine göre yerel veya genel hasar meydana getirerek, ölüme neden olabiliyorsa bu maddeye ZEHİR, olaya ise ZEHİRLENME denir.

Yerel  belirtiler:

- Sokulan, ısırılan, temas eden yerde kızarıklık, şişlik, gerginlik, ağrı ve kaşıntı

Genel belirtiler:

- Vücut ısısının yükselmesi (ateş),

- Tüm vücutta kızarıklık, döküntü, kaşıntı,

- Solunum sıkıntısı, hızlı ve zayıf atan nabız,

- Baş ağrısı, kulak çınlaması,

- Halsizlik, kendinden geçme, gelişen bilinç kaybı,

- Şok, ölüm.

Zehir, vücuda bilerek (kasti) veya bilinmeden(kazara), dört yoldan alınabilir:

1-Sindirim, 2-Solunum, 3-Deri ve 4-Kan yoluyla, olmak üzere.


Sindirim Yolu Zehirlenmeleri

Ağız yoluyla alınan her türlü zehir etkisi yapan maddelerle meydana gelirler; bayat besinler, ilaçlar, alkol, korozif (yakıcı, tahriş edici) maddeler ya da alerjik etki yapan maddeler vb.

 

İlkyardım:

* Eğer zehrin alınması üzerinden henüz 30 dakika geçmemişse, o zaman kusturulur.

 

   KUSTURMAK İÇİN:

  – Tercih edilen kişinin kendi parmağı ile küçük dilini dolayısıyla  da öğürme refleksini uyararak kusmasını sağlamaktır,

  – Sıcağa yakın ılık su içirerek de kusturma sağlanabilir (kişi bardağı kendisi tutarak içmelidir! başkası tarafından içirilmemelidir!).

 

   KUSTURULMAYACAK  DURUMLAR:

  – Asit veya bazik madde (korozif madde) içeren sıvılar içilmişse,

  – Petrol ürünleri içilmişse,

  – Bilinci kapalı ise.

 

* Kusturulduktan sonra soğuk veya sıcak olmayan su içirilir, kusturulmayacak durumlarda da yine su içirilir.

* Hastaneye götürülür, özellikle korozif madde içmiş kişilerin mutlaka hastane tedavisine gereksinimleri vardır:

* Ne yapılacağına karar  verilemeyen durumlarda mutlaka ZEHİR DANIŞMA MERKEZİ  aranmalıdır. Merkez aranmadan önce aşağıdaki bilgiler toplanmalıdır:

  – Zehirlenme ne ile meydana geldi, kutu veya prospektüs varsa yanınızda olmalı,

  – Kutudaki / şişedeki miktar ne kadar kalmış, daha önce ne kadarmış, çevreye saçılmış mı?

  – Zehir ne zaman alınmış, hastanın durumu nasıl?

 

 

BESİN ZEHİRLENMELERİ

 

Bakteri veya bakteri salgıları (toksinleri ) ile oluşan zehirlenmelerdir. Bulantı-kusma, kramp şeklinde karın ağrısı ve ishal (diyare) ile seyrederler. Bunlar:

 

SALMONELLA:

Kontamine (enfeksiyonla bulaşmış) et, süt ve yumurta ile bulaşır. Yendikten 12-24 saat sonra ani bulantı-kusma, karın ağrısı, ishal ile kendini gösterir.

Tedavi: Herhangi bir tedavisi yoktur. 2-3 günde kendiliğinden geçer. Antibiyotik verilmez.

* Aşırı ishal ve kusmaya bağlı olarak dehidratasyon gelişmişse içecek şeyler verilerek kaybedilen sıvı yerine konur.

* Yemek hazırlanırken kapların temiz olmasına dikkat edilir ve iyi pişirilirse salmonella enfeksiyonu önlenebilir.

 

STAFİLOKOK:

En sık rastlanan besin zehirlenmesidir. Karbonhidratlı, sütlü ve şekerli yiyeceklerin yenilmesi sonucu görülür. Örneğin: muhallebi, dondurma, mayonez gibi. Yendikten  2-6 saat sonra bulantı-kusma ile kendini gösterir (ishal nadiren görülür).

Tedavi: Herhangi bir tedavisi yoktur. 4-6 saatte kendiliğinden geçer.

Önlenebilmesi için; özellikle sütlü tatlılar ve kaynatılmadan pişirilen yemekler hazırlandıktan sonra uzun süre, fırında veya ısıtma tepsilerinde bekletilmemelidir.

 

CLOSTRİDİUM PERFRİNGENS:

Büyük miktarda hazırlanan yiyeceklerin oda ısısında, etkisiz buharda bekletilmesi veya yeterince soğuk ortamda muhafaza edilmemesi sonucunda ürer. Veya mikroorganizmanın bulaştığı balıklarla hastalık ortaya çıkar. Yendikten 8-10 saat sonra bulantı, karında kramp şeklinde ağrı ve ishal ile kendini gösterir.

Tedavi: 24 saate kadar kendiliğinden iyileşir.

* Dehidratasyon kontrol altına alınır, hastaya, daha öncede bahsedildiği gibi bol sıvı şeyler içirilir ve bu arada tuz ve elektrolit kaybını yerine koymak için de bir bardak suya bir miktar tuz ve yemek karbonatı konarak içirilir. Ya da bu amaçla kola, tuzlu ayran, meyve suları, maden suyu içirilebilir. Mümkün olduğunca tüm sıvı kaybı bu içeceklerle karşılanmayıp suyla desteklenmelidir.

 

İYİ YIKANMAMIŞ, YEMEK KAZINTISI KALMIŞ KAPLAR GENELLİKLE BESİN 

          ZEHİRLENMESİNE YOL AÇAN EN ÖNEMLİ FAKTÖRDÜR.

 

 

Cl. BOTULİNUM ( BOTULİSMUS ):

Genelllikle iyi konservelenmemiş yiyeceklerin yenilmesi sonucu görülen en tehlikeli (hatta ölümcül) olan besin zehirlenmesidir. Yenildikten 24 saat sonra belirtiler görülebilir. İshal görülmez, kabızlık (konstipasyon) olabilir. Botulismusta, sinirlerden kaslara giden uyarılar engellenmekte ve bunun sonucunda şiddetli halsizlik, paralizi (kuvvet kaybı) ve ölüm görülebilmektedir.

Belirtileri:

- Ağız ve boğaz kuru ve ağrılıdır,

- Kişi gözlerini odaklamada zorluk çeker (çift görme, bulanık görme olabilir)

- Bitkinlik, yutma ve konuşma güçlüğü

-Halsizlik veya kuvvet kaybı

- Göz hareketlerinde kısıtlılık, göz bebeklerinde genişleme

- Solunum kaslarında paralizi, solunum güçlüğü

- Konuşamama, başın ön kısmında hissedilen baş ağrısı

İlkyardım:

* ABC kontrol edilir ve  devamlılığı sağlanır

* Olanak varsa oksijen verilir

* Gerekiyorsa suni solunum yapılır

* Acilen hastaneye götürülmelidir. Mutlaka antitoksin yapılması gerekir.

 

DEHİDRATASYON: Aşırı kusma ve ishal sonucu, vücuttan fazla miktarda sıvı ve elektrolit kaybı olur. Buna bağlı olarak cilt, dudaklar ve dil kurur. Cildin kuruluğunu anlamak üzere el üzerindeki deri, baş parmak ve işaret parmağı arasında tutulur, bırakıldığında deri hemen eski halini alıyorsa o zaman sorun yoktur, eğer eski halini alma süresi uzuyorsa, o zaman fazla miktarda sıvı kaybı vardır ve hemen tedavi edilmezse hipovolemik şok gelişebilir.

 


Solunum Yolu Zehirlenmeleri

Tüp gaz, egzoz gazı (karbonmonoksit), duman ve diğer zehirli gazların solunması sonucunda görülür. Özellikle renksiz ve kokusuz zehirli gazlarla meydana gelen zehirlenmelerde kişide görülen belirtilerin saptanması  hayat kurtaracaktır.

Belirtileri:

-Baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması, kendinden geçme, bulantı-kusma, deride renk değişimi.

İlkyardım:

* Öncelikle kaynak kapatılır, havalandırma sağlanır, kişi temiz havaya çıkartılır.

* Yüzüne su serpilebilir, kolları açılıp kapatılabilir,

* Gerekiyorsa suni solunum ve kalp masajı yapılır,

* Mutlaka hastaneye götürülür.

 

Deri Yolu Zehirlenmeleri

Kremler, tozlar, sıvılar ile temas sonucu, ya da ısırma, sokma, enjeksiyon ile meydana gelir. Etkilenme durumuna göre yerel veya genel  belirtiler görülebilir.

İlkyardım:

* Etken madde krem veya  toz şeklindeyse, bol akan su ile yıkanır; yara varsa üzeri steril gazlı bezle kapatılır.

* Yerel belirtiler giderek yayılıyor ve genel belirtiler görülüyorsa, kişi derhal bir sağlık kuruluşuna götürülür. (Kişide gelişmekte olan alerjik  şoka karşı sağlık kuruluşunda semptomatik tedavi uygulanmalıdır, aksi halde kişi kaybedilebilir. Hastaneye götürürken bilinç kapanırsa koma pozisyonu verilir veya ABC nin devamlılığı sağlanır.)

 

Kedi ve Köpek Isırmaları: KUDUZ tehlikesi vardır. Bu gibi durumlarda ısırılan yer ilk önce bol su ile sabunlanıp köpürtülerek en az 5 dakika yıkanır.

Aşı yaptırılır. Mümkünse hayvan gözetim altında tutulur, eğer 10 gün içinde ölürse aşıya devam edilir, 10 günü geçmesine rağmen hayvan ölmemişse, aşıya gerek yoktur. Hayvan bulunamamışsa, aşı mutlaka yaptırılmalıdır.

 

Yılan Sokması: İki derin diş izi yılanın zehirli olduğunu gösterir. Bu durumda sokulan yerin altından ve üstünden venöz turnike yapılarak, zehrin dolaşıma katılımı yavaşlatılır. Ağzında yara ve çürük dişi olmayan bir kişi yara yerinden zehri emip tükürebilir. Organ hareketsiz halde ve sarkıtılarak tutulur. Kişi mümkün olduğunca sakin tutulmaya çalışılmalıdır. Hastaneye götürülmelidir ve tetanos aşısı yaptırılmalıdır.

VENÖZ  TURNİKE: Enli kumaş veya kravat, yılanın soktuğu yerin hemen altından ve üstünden bağlanır. Ancak dolaşım engellenmeyecek şekilde bağlanmalıdır. Bunun için bacakta ise ayak, kolda ise el parmaklarına bakılır morarma varsa, hemen gevşetilir.  

 

Akrep Sokması: Sokulan yere amonyak veya su ile bulamaç yapılmış yemek karbonatı sürülebilir. Venöz turnike uygulanabilir. Hastaneye götürülmelidir.

 

Arı Sokması: Sabunlu su ile yıkanabilir veya antiseptik ile silinebilir. İğne çıkarılabilecek durumdaysa cımbızla çıkarılır aksi halde, zorlanmaz.

Yerel belirtiler genel belirtilere dönüşüyorsa, vakit kaybedilmeden hastaneye götürülmelidir.

 

Deniz Kestanesi Batması: Bu durumda organ (genelde ayak), yanmayacak şekilde dayanabileceği kadar (45° C) sıcak su içine daldırılarak, 20-30 dakika (ağrı dininceye) kadar bekletilir. Sıcak dikeni eritir.

Denizanası Teması: Denizanası ve deniz şakayıklarının nematokist denilen vantuzlarındaki çengellerle cilde tutunurlar, bunların zarar verilmeden uzaklaştırılması için: önce alkol (ya da sirke veya deniz suyu) ile yıkanır, sonra üzerine pudra ekilir, varsa çiğ et konarak yumuşatılır ve bıçağın tersi veya tahta çubukla deriden sıyrılır. Ya da o kısım doğrudan musluk suyu ile yıkanabilir; tatlı su vantuzları patlatacağından kişi rahatlayacaktır.

DİKKATİNİZE:Yurt dışında böcek sokmaları nedeniyle anaflaktik şok dediğimiz alerjinin ağır seyrettiği kişilerde bu seyri hafifletmek üzere yanlarında taşıyabilecekleri alerji kutusu (kiti, seti) vardır. Hekim tarafından önerilen ve yapabilme eğitimini alan kişiler, böcek soktuğunda, hemen enjektördeki hazır ilacı kendileri yaparak ve hapı alarak durumlarının kötüleşmesini önleyebiliyorlar.

Zehirlenme Nedir?

Herhangi bir kimyasal, organik veya fiziksel madde vücuda girdikten sonra özelliğine göre yerel veya genel hasar meydana getirerek, ölüme neden olabiliyorsa bu maddeye ZEHİR, olaya ise ZEHİRLENME denir.

Yerel  belirtiler:

- Sokulan, ısırılan, temas eden yerde kızarıklık, şişlik, gerginlik, ağrı ve kaşıntı

Genel belirtiler:

- Vücut ısısının yükselmesi (ateş),

- Tüm vücutta kızarıklık, döküntü, kaşıntı,

- Solunum sıkıntısı, hızlı ve zayıf atan nabız,

- Baş ağrısı, kulak çınlaması,

- Halsizlik, kendinden geçme, gelişen bilinç kaybı,

- Şok, ölüm.

Zehir, vücuda bilerek (kasti) veya bilinmeden(kazara), dört yoldan alınabilir:

1-Sindirim, 2-Solunum, 3-Deri ve 4-Kan yoluyla, olmak üzere.

 

Sindirim Yolu Zehirlenmeleri

Ağız yoluyla alınan her türlü zehir etkisi yapan maddelerle meydana gelirler; bayat besinler, ilaçlar, alkol, korozif (yakıcı, tahriş edici) maddeler ya da alerjik etki yapan maddeler vb.

 

İlkyardım:

* Eğer zehrin alınması üzerinden henüz 30 dakika geçmemişse, o zaman kusturulur.

 

   KUSTURMAK İÇİN:

  – Tercih edilen kişinin kendi parmağı ile küçük dilini dolayısıyla  da öğürme refleksini uyararak kusmasını sağlamaktır,

  – Sıcağa yakın ılık su içirerek de kusturma sağlanabilir (kişi bardağı kendisi tutarak içmelidir! başkası tarafından içirilmemelidir!).

 

   KUSTURULMAYACAK  DURUMLAR:

  – Asit veya bazik madde (korozif madde) içeren sıvılar içilmişse,

  – Petrol ürünleri içilmişse,

  – Bilinci kapalı ise.

 

* Kusturulduktan sonra soğuk veya sıcak olmayan su içirilir, kusturulmayacak durumlarda da yine su içirilir.

* Hastaneye götürülür, özellikle korozif madde içmiş kişilerin mutlaka hastane tedavisine gereksinimleri vardır:

* Ne yapılacağına karar  verilemeyen durumlarda mutlaka ZEHİR DANIŞMA MERKEZİ  aranmalıdır. Merkez aranmadan önce aşağıdaki bilgiler toplanmalıdır:

  – Zehirlenme ne ile meydana geldi, kutu veya prospektüs varsa yanınızda olmalı,

  – Kutudaki / şişedeki miktar ne kadar kalmış, daha önce ne kadarmış, çevreye saçılmış mı?

  – Zehir ne zaman alınmış, hastanın durumu nasıl?

 

 

BESİN ZEHİRLENMELERİ

 

Bakteri veya bakteri salgıları (toksinleri ) ile oluşan zehirlenmelerdir. Bulantı-kusma, kramp şeklinde karın ağrısı ve ishal (diyare) ile seyrederler. Bunlar:

 

SALMONELLA:

Kontamine (enfeksiyonla bulaşmış) et, süt ve yumurta ile bulaşır. Yendikten 12-24 saat sonra ani bulantı-kusma, karın ağrısı, ishal ile kendini gösterir.

Tedavi: Herhangi bir tedavisi yoktur. 2-3 günde kendiliğinden geçer. Antibiyotik verilmez.

* Aşırı ishal ve kusmaya bağlı olarak dehidratasyon gelişmişse içecek şeyler verilerek kaybedilen sıvı yerine konur.

* Yemek hazırlanırken kapların temiz olmasına dikkat edilir ve iyi pişirilirse salmonella enfeksiyonu önlenebilir.

 

STAFİLOKOK:

En sık rastlanan besin zehirlenmesidir. Karbonhidratlı, sütlü ve şekerli yiyeceklerin yenilmesi sonucu görülür. Örneğin: muhallebi, dondurma, mayonez gibi. Yendikten  2-6 saat sonra bulantı-kusma ile kendini gösterir (ishal nadiren görülür).

Tedavi: Herhangi bir tedavisi yoktur. 4-6 saatte kendiliğinden geçer.

Önlenebilmesi için; özellikle sütlü tatlılar ve kaynatılmadan pişirilen yemekler hazırlandıktan sonra uzun süre, fırında veya ısıtma tepsilerinde bekletilmemelidir.

 

CLOSTRİDİUM PERFRİNGENS:

Büyük miktarda hazırlanan yiyeceklerin oda ısısında, etkisiz buharda bekletilmesi veya yeterince soğuk ortamda muhafaza edilmemesi sonucunda ürer. Veya mikroorganizmanın bulaştığı balıklarla hastalık ortaya çıkar. Yendikten 8-10 saat sonra bulantı, karında kramp şeklinde ağrı ve ishal ile kendini gösterir.

Tedavi: 24 saate kadar kendiliğinden iyileşir.

* Dehidratasyon kontrol altına alınır, hastaya, daha öncede bahsedildiği gibi bol sıvı şeyler içirilir ve bu arada tuz ve elektrolit kaybını yerine koymak için de bir bardak suya bir miktar tuz ve yemek karbonatı konarak içirilir. Ya da bu amaçla kola, tuzlu ayran, meyve suları, maden suyu içirilebilir. Mümkün olduğunca tüm sıvı kaybı bu içeceklerle karşılanmayıp suyla desteklenmelidir.

 

İYİ YIKANMAMIŞ, YEMEK KAZINTISI KALMIŞ KAPLAR GENELLİKLE BESİN 

          ZEHİRLENMESİNE YOL AÇAN EN ÖNEMLİ FAKTÖRDÜR.

 

 

Cl. BOTULİNUM ( BOTULİSMUS ):

Genelllikle iyi konservelenmemiş yiyeceklerin yenilmesi sonucu görülen en tehlikeli (hatta ölümcül) olan besin zehirlenmesidir. Yenildikten 24 saat sonra belirtiler görülebilir. İshal görülmez, kabızlık (konstipasyon) olabilir. Botulismusta, sinirlerden kaslara giden uyarılar engellenmekte ve bunun sonucunda şiddetli halsizlik, paralizi (kuvvet kaybı) ve ölüm görülebilmektedir.

Belirtileri:

- Ağız ve boğaz kuru ve ağrılıdır,

- Kişi gözlerini odaklamada zorluk çeker (çift görme, bulanık görme olabilir)

- Bitkinlik, yutma ve konuşma güçlüğü

-Halsizlik veya kuvvet kaybı

- Göz hareketlerinde kısıtlılık, göz bebeklerinde genişleme

- Solunum kaslarında paralizi, solunum güçlüğü

- Konuşamama, başın ön kısmında hissedilen baş ağrısı

İlkyardım:

* ABC kontrol edilir ve  devamlılığı sağlanır

* Olanak varsa oksijen verilir

* Gerekiyorsa suni solunum yapılır

* Acilen hastaneye götürülmelidir. Mutlaka antitoksin yapılması gerekir.

 

DEHİDRATASYON: Aşırı kusma ve ishal sonucu, vücuttan fazla miktarda sıvı ve elektrolit kaybı olur. Buna bağlı olarak cilt, dudaklar ve dil kurur. Cildin kuruluğunu anlamak üzere el üzerindeki deri, baş parmak ve işaret parmağı arasında tutulur, bırakıldığında deri hemen eski halini alıyorsa o zaman sorun yoktur, eğer eski halini alma süresi uzuyorsa, o zaman fazla miktarda sıvı kaybı vardır ve hemen tedavi edilmezse hipovolemik şok gelişebilir.

 

 

Solunum Yolu Zehirlenmeleri

Tüp gaz, egzoz gazı (karbonmonoksit), duman ve diğer zehirli gazların solunması sonucunda görülür. Özellikle renksiz ve kokusuz zehirli gazlarla meydana gelen zehirlenmelerde kişide görülen belirtilerin saptanması  hayat kurtaracaktır.

Belirtileri:

-Baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması, kendinden geçme, bulantı-kusma, deride renk değişimi.

İlkyardım:

* Öncelikle kaynak kapatılır, havalandırma sağlanır, kişi temiz havaya çıkartılır.

* Yüzüne su serpilebilir, kolları açılıp kapatılabilir,

* Gerekiyorsa suni solunum ve kalp masajı yapılır,

* Mutlaka hastaneye götürülür.

 

Deri Yolu Zehirlenmeleri

Kremler, tozlar, sıvılar ile temas sonucu, ya da ısırma, sokma, enjeksiyon ile meydana gelir. Etkilenme durumuna göre yerel veya genel  belirtiler görülebilir.

İlkyardım:

* Etken madde krem veya  toz şeklindeyse, bol akan su ile yıkanır; yara varsa üzeri steril gazlı bezle kapatılır.

* Yerel belirtiler giderek yayılıyor ve genel belirtiler görülüyorsa, kişi derhal bir sağlık kuruluşuna götürülür. (Kişide gelişmekte olan alerjik  şoka karşı sağlık kuruluşunda semptomatik tedavi uygulanmalıdır, aksi halde kişi kaybedilebilir. Hastaneye götürürken bilinç kapanırsa koma pozisyonu verilir veya ABC nin devamlılığı sağlanır.)

 

Kedi ve Köpek Isırmaları: KUDUZ tehlikesi vardır. Bu gibi durumlarda ısırılan yer ilk önce bol su ile sabunlanıp köpürtülerek en az 5 dakika yıkanır.

Aşı yaptırılır. Mümkünse hayvan gözetim altında tutulur, eğer 10 gün içinde ölürse aşıya devam edilir, 10 günü geçmesine rağmen hayvan ölmemişse, aşıya gerek yoktur. Hayvan bulunamamışsa, aşı mutlaka yaptırılmalıdır.

 

Yılan Sokması: İki derin diş izi yılanın zehirli olduğunu gösterir. Bu durumda sokulan yerin altından ve üstünden venöz turnike yapılarak, zehrin dolaşıma katılımı yavaşlatılır. Ağzında yara ve çürük dişi olmayan bir kişi yara yerinden zehri emip tükürebilir. Organ hareketsiz halde ve sarkıtılarak tutulur. Kişi mümkün olduğunca sakin tutulmaya çalışılmalıdır. Hastaneye götürülmelidir ve tetanos aşısı yaptırılmalıdır.

VENÖZ  TURNİKE: Enli kumaş veya kravat, yılanın soktuğu yerin hemen altından ve üstünden bağlanır. Ancak dolaşım engellenmeyecek şekilde bağlanmalıdır. Bunun için bacakta ise ayak, kolda ise el parmaklarına bakılır morarma varsa, hemen gevşetilir.  

 

Akrep Sokması: Sokulan yere amonyak veya su ile bulamaç yapılmış yemek karbonatı sürülebilir. Venöz turnike uygulanabilir. Hastaneye götürülmelidir.

 

Arı Sokması: Sabunlu su ile yıkanabilir veya antiseptik ile silinebilir. İğne çıkarılabilecek durumdaysa cımbızla çıkarılır aksi halde, zorlanmaz.

Yerel belirtiler genel belirtilere dönüşüyorsa, vakit kaybedilmeden hastaneye götürülmelidir.

 

Deniz Kestanesi Batması: Bu durumda organ (genelde ayak), yanmayacak şekilde dayanabileceği kadar (45° C) sıcak su içine daldırılarak, 20-30 dakika (ağrı dininceye) kadar bekletilir. Sıcak dikeni eritir.

Denizanası Teması: Denizanası ve deniz şakayıklarının nematokist denilen vantuzlarındaki çengellerle cilde tutunurlar, bunların zarar verilmeden uzaklaştırılması için: önce alkol (ya da sirke veya deniz suyu) ile yıkanır, sonra üzerine pudra ekilir, varsa çiğ et konarak yumuşatılır ve bıçağın tersi veya tahta çubukla deriden sıyrılır. Ya da o kısım doğrudan musluk suyu ile yıkanabilir; tatlı su vantuzları patlatacağından kişi rahatlayacaktır.

DİKKATİNİZE:Yurt dışında böcek sokmaları nedeniyle anaflaktik şok dediğimiz alerjinin ağır seyrettiği kişilerde bu seyri hafifletmek üzere yanlarında taşıyabilecekleri alerji kutusu (kiti, seti) vardır. Hekim tarafından önerilen ve yapabilme eğitimini alan kişiler, böcek soktuğunda, hemen enjektördeki hazır ilacı kendileri yaparak ve hapı alarak durumlarının kötüleşmesini önleyebiliyorlar.

 

Kaynak: acilveilkyardim.com

Hamile minderi

hamile minderi

Hamileyken dinlenmeniz ve rahat uyumanız biraz daha zorlaşır.Karın destek minderi ile istediğiniz rahatlığa ve ergonomik desteğe kavuşursunuz.

Malzeme: %100 koton kumaş kılıf, Orta katman %100 doğaya dönüşümlü kumaş ve dolgu malzemesi, %100 poliüretan sünger

   Kullanım Amacı ve Faydası :

  • Hamileliğiniz boyunca yatarken karnınızı ve sırtınızı destekler
  • Şişkinlikleri ve krampları önlemek için bacaklarınızı yükseltir.
  • Hafif açısı ile karnınızı destekler, rahat etmesini sağlar
  • Yumuşak ve hava alan kılıf.
  • Vücudunuzu rahatlatır ve baskıyı azaltır.
  • Uyurken ihtiyacınız olan ergonomik desteğe kavuşmak için karnınızın altına yerleştirin.
  • Dizleriniz arasında kullanarak daha iyi bir kalça, bacak ve sırt hizalamasına sahip olabilirsiniz.
  • Hafifliği gece boyunca pozisyon değiştirirken kolaylık sağlar.

Satış sitesi:http://www.ozelcan.com.tr/anne-bebek/1008-Bebefox-Hamile-destek-Minderi.aspx

 

Bu ürünü kullandıysanız lütfen yorumlarınızı bizimle paylaşınız.

  • Son Yorumlar

  • Etiketler

  • Arşiv

  • Annelik.info Kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla içeriğini yayınlamaktadır. Sitede yer alan bilgiler doktor tedavisinin yerini tutamaz. Bu bilgiler şahsi tanı ve tedavi yöntemi olarak değerlendirilmemelidir. Sitedeki kaynaklardan yola çıkarak ilaç tedavisine başlanmamalı ve tedavi değiştirilmemelidir. Sağlık Bilgileri Sağlık Bilgileri